100 günde 1 milyon ölüm:Ruanda

1994 yılı… O zamanlar afrikanın dış dünya ile en çok irtibatı olan ülkesi Ruanda iç çatışmaların eşiğindeydi…
Kongo,Uganda, Burundi ve Tanzanya gibi yine sorunlu ülkelerin komşusu olan Ruanda çay ve kahve satarak geçinen bir ülkeydi. Hutu,Tutsi ve pigmelerden oluşan ülke nufusun %90′ı hutu olmasına rağmen Nuh’un soyundan geldiğine inanılan Tutsi’ler tarafından yönetiliyordu. 1890′da kral hiç bir direniş götermeden Alman iradesine girmeyi kabul etti.. Almanlar idareye hiç karışadılar ve birinci dünya savaşından yenik çıkınca yönetimi Belçika devraldı…
Belçika ülkenin yönetimine müdahele ederek ülkede karmaşanın çıkmasına yol açacak ilk adımları attı… Halkı yüz şekillerine göre ayırıp burnu geniş ve boyları kısa olanlara “Hutu”, Uzun boylu ve güzel burunlu olanları ise “Tutsi” yazan kimlikler verdi…Nüfusun %9′unu oluşturmalarına rağmen üstün ırk sayıldıkları için Tutsi’ler yönetime getirildi ve Hutu’lara ikinci sınıf insan muamelesi yapıldı.. Belçika 1950′lerde birden Hutu kabilesini desteklemeye başlayıp silah desteği sağladı. 1959′da ayaklanan Hutu’lar 50bin civarı Tutsi’yi katletti.160bin Tutsi Tanzanya ve Uganda’ya yerleşti. 1962 yılında seçimle işbaşına gelen Hutu hükümeti eskiden gelen hınçla Tutsi’lerin her hakkını kısıtladı. Hükümet Tutsi’leri karafatma olarak adlandırdı ve Tutsi öldüren Hutu’ları yargılamadı bile… Uganda ve Tanzanyadaki Tutsiler önemli görevlere geldiler ve Ruanda Yurtseverler Birliği‘ni kurup ülkelerine dönebilmek için siyasi girişimlerde bulundular. Hükümet bu girişimleri görmezden gelince 1990′da Silahlı mücadele başladı. 1992′de imzalanan anlaşma ile iç savaş duruldu… Siyasi çözümler aranmaya yeniden başlanmışken Tutsi düşmanı Hutular Ruanda’da yarı askeri örgütlenmelere başladılar ve Tutsi ve milliyetçi olmayan Hutu’ları fişlediler. Gençlerin yoğun katılımının sağlandığı bu örgütler yurtdışından getirdikleri yüz binlerce Pala’yı “böcek temizleme aracı” olarak dağıttılar.
5 Nisan 1994 gecesi devlet radyosundan “yarın birşey herşeyi değiştircek” şeklinde yapılan ananosun aslında kaosun habercisi olduğu sonra anlaşıldı… Uzlaşmayı sağlamaya çalışan başkanın uçağı başkente inerken düşürüldü ve fitil alev aldı…
Uçak düştüğü andan itibaren örgütlenmiş Hutu’lar yollara barikat kurdular ve ılımlı Hutular ile Tutsileri öldürmeye başladılar. Barış sağlamak için orada bulunan 5 bin Birleşmiş Milletler askeri “saldırıya maruz kalmadıkça bekleyin” emri aldı ve olaylara hiç müdahele etmedi… 10 BM askeri Hutular tarafından öldürüldükten sonra BM ülkeden çekilmeye karar verdi. BM çekildikten sonra hız kazanan soykırım resmi radyo tarafından da sürekli destkelendi:”Böcekleri öldürün”
1948′de imzalanan anlaşma ile BM tüm soykırımlara müdaheleyi sorumluluk saymış olmasına rağmen, soykırım kelimesinin kullanılmasını engelleyerek bu sorumluluktan kurtulmaya çalıştı… Ölü sayısı çoğalmaya devam ettikçe Ruanda Yurtseverler Birliği soykırımı engellemek için Hutu’larla savaşarak başkente kadar ilerledi. O ana akadar susan Fransa soykırımı durdurma bahanesiyle ülkenin tanınmış hükümeti olan Hutu’lara silah yardımı yaptı. Aynı zamanda ülkenin yarısını kontrol altına alıp bu bölgeyeRYB’yi sokmadı. Soykırımı da durdurma çabası göstermeyen Fransa sonunda RYB’nin kontrolü tamamen eline almasıyla çekildi. 2 milyon Hutu öç alınır korkusuyla ülkeyi terketti. 100 günde 1 milyon insan kolları bacakları palalarla kesilerek öldürülmüştü…
Sonuç olarak ülkede eğitimli insanların çoğu öldü ya da hapiste… Tüm devlet binaları yağmalandı hala yenileme çalışmaları devam ediyor… Ve ülkede ortalama ölüm yaşı 39′a kadar düştü…
Benzer vahşetler dünyanın çeşitli yerlerinde hala sürüyor fakat güç odakları hala seslerini çıkarmıyorlar…
13 Eylül 2008, 22:18 tarihinde.
bence tam bi facia ve bunlar güçlü devletlerin planladığı şeyler iç savaş çıkarıp pay almak hiçbir tutsini yada hutu nun suçu olduğunu düşünmüyom sadece cahil olmaları kullanılarak kendi işlerini onalara vermişler ve aradan çekilip beklemişler umarım bu devletlerde bu duruma düşerler
13 Eylül 2008, 23:38 tarihinde.
E zaten bu işler hep böyle… Canı bişeyi istemesin güç sahibinin… 3 adam mı ölümüş 3 milyon mu farketmez…